Cem Mumcu, Türk Edebiyatı’nın bu ilk ve en uzun soluklu yolculuğunda, “dünya durdukça duracak” masallar anlatıyor
Şimdiye kadar yazılmış olan eşsiz masalları aralıksız bir okuma deneyimi için bu kitapta bir araya getirdik. Bu özel baskı, 1001 masaldan oluşacak olan eserin ilk 139 masalını içeriyor. “Binbir İnsan Masalları 1-139” raflarda göründüğü günden itibaren okuyucunun ilgisini çekiyor.
İnsanı sarsan “gerçekler”; kelimelerin kifayetsiz kaldığı “aşklar”; sarıp sarmalayan “düşler”… Ve belki de en mühimi, etin kemiğin de ötesinde içimize üflenen “ruhlar” var bu hikâyelerde.
Yaşamın ve ölümün, deliliğin ve aklın, nefretin ve aşkın, acının ve zevkin sarkacında savrulanların izini sürüyoruz. Yazar, insanı insan yapan ne varsa mercek altına alırken; insanı insanlıktan çıkaran tüm duyguların da maskelerini cesaretle düşürüyor birer birer.
Cem Mumcu, insanın binbir halini kalemiyle kâğıda yontmaya devam edecek.
1001 insan masalı ya tamamlanamazsa diye soranlara yazarın yanıtı şu:
Hayatın kendisi de böyle. Tamamlayabilirim, yarıda kalabilir, delirebilirim, bunayabilirim. Hatta 1000 tane yazıp 1001.sini yazmadan ölebilirim. Bu yüzden Binbir İnsan Masalları bana, hayatıma benziyor. İstiyorum ama olmayabilir… Şu anda istemeye devam ediyorum.
31. İstanbul Tüyap Kitap Fuarı’nın en ses getiren imza gününe imza atan PuCCa “Allah Beni Böyle Yaratmış” ile tüm kitaplar arasında 3. sırada
25 Kasım Pazar günü Tüyap 10. salonda 14:00′de başlayan PuCCa imza günü kalabalık nedeniyle yaklaşık 7 saat sürdü. Okuyucuların kendileri kadar ailelerinin de PuCCa’ya ilgisi büyüktü. “Allah Beni Böyle Yaratmış” kitabıyla haftalardır en çok satan 3 kitaptan biri olma özelliğini koruyor. PuCCa bu başarısıyla kitap dünyasında kalıcı olacağını kanıtladı.
Sanal âlemin en bilinen isimlerinden PuCCa, hikâyelerine kaldığı yerden devam ediyor. İlk kitabı “Küçük Aptalın Büyük Dünyası” ile bol bol güldüren, ikinci kitabı “Ve Geri Kalan Her Şey” ile yer yer hüzünlendiren PuCCa, serinin üçüncü kitabı “Allah Beni Böyle Yaratmış”ta “Ayaklarına kadar uzanan simsiyah montu ile Kenan İmirzalıoğlu’nun içerisine bisiklet pompasıyla hava basmışlar gibi duruyordu” diye tanımladığı, şimdiye kadar hiç yazmadığı Ankaralı’yla ilişkisini ve üniversite hayatını anlatıyor…
“Yediğini, içtiğini, gezdiğini gördüğünü değil, bize başına neler geldiğini söyle” dedirten tek yazar olma özelliğini kimselere kaptırmayan PuCCa, bu kez de ilk paragraftan itibaren onu neden bu kadar sevip merak ettiğimizi bize yeniden kanıtlıyor.






